Zorla Çalıştırmanın Dinamikleri
Rapor

Zorla Çalıştırmanın Dinamikleri

Yayın Tarihi:

Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği tarafından hazırlanan “Zorla Çalıştırmanın Dinamikleri” raporu, insan emeğinin tehdit, baskı ve zor kullanımı yoluyla kişinin rızası dışında sömürülmesini ifade eden zorla çalıştırma olgusunu kapsamlı biçimde incelemektedir. 22 Şubat 2025 tarihinde yayımlanan rapor, zorla çalıştırmanın yalnızca bir çalışma hakkı ihlali olmadığını; bireysel özgürlükleri, insan onurunu, toplumsal adaleti ve ekonomik eşitliği doğrudan hedef alan modern bir kölelik biçimi olduğunu ortaya koymaktadır.

Üç ana bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, zorla çalıştırmanın tarihsel ve kavramsal gelişimi ele alınmaktadır. Antik dönemlerdeki kölelik sistemlerinden Orta Çağ’daki serfliğe, Sanayi Devrimi sırasında ortaya çıkan işçi sömürüsünden günümüzdeki insan ticareti, borç esareti ve çocuk işçiliğine kadar uzanan süreç incelenmektedir. Böylece zorla çalıştırmanın zaman içerisinde biçim değiştirmesine rağmen insan emeği üzerindeki kontrol ve sömürü temelinde varlığını sürdürdüğü gösterilmektedir.

Raporun ikinci bölümünde zorla çalıştırmaya karşı oluşturulan ulusal ve uluslararası hukuki çerçeve değerlendirilmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler belgeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer bölgesel insan hakları mekanizmaları üzerinden devletlerin yükümlülükleri ele alınmaktadır. Bunun yanında Türkiye’deki hukuki düzenlemeler ve uygulamalar incelenerek mevcut mevzuatın uluslararası insan hakları standartlarıyla ilişkisi değerlendirilmektedir.

Çalışmanın merkezinde ise Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zorla çalıştırma sistemi yer almaktadır. Raporda zorla iş gücü transferleri, toplama kamplarıyla bağlantılı emek sömürüsü ve “mesleki eğitim” ya da “yoksulluğu azaltma” adı altında yürütülen devlet programları ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Bu politikaların özellikle Uygurlar ve bölgedeki diğer Türk ve Müslüman toplulukları hedef aldığı; insanların tarım alanlarına, fabrikalara ve farklı bölgelere gönderildiği, çalışmayı reddedenlerin ise yeniden gözaltına alınma veya cezalandırılma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı belirtilmektedir.

Rapora göre Doğu Türkistan’daki zorla çalıştırma mekanizmaları yalnızca bölge sınırları içerisinde kalan bir insan hakları sorunu değildir. Pamuk ve tekstilden elektronik ürünlere, güneş paneli üretiminden madenciliğe kadar birçok sektörde zorla çalıştırmayla bağlantılı üretim süreçleri küresel tedarik zincirlerine dâhil olmaktadır. Bu nedenle dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren şirketler ve tüketiciler, doğrudan ya da dolaylı olarak söz konusu sistemle bağlantılı ürünlerle karşılaşabilmektedir. Rapor, şirketlerin tedarik zincirlerini şeffaflaştırması ve insan hakları ihlallerine yol açan üretim süreçleriyle ilişkilerini sonlandırması gerektiğini vurgulamaktadır.

Çalışmanın sonuç bölümünde Türkiye’ye yönelik somut önerilere de yer verilmektedir. Çin’den ithal edilen, özellikle tekstil, tarım, elektronik ve benzeri yüksek riskli ürünlerin üretim süreçlerinin incelenmesi; zorla çalıştırmayla üretilen ürünlere karşı gümrük tedbirleri alınması ve uluslararası standartlarla uyumlu izleme ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması önerilmektedir. Türkiye’nin ILO, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarla bilgi paylaşımını ve iş birliğini artırmasının, küresel mücadeleye önemli bir katkı sağlayacağı ifade edilmektedir.

“Zorla Çalıştırmanın Dinamikleri”, Doğu Türkistan’da uygulanan zorla çalıştırma politikalarının ekonomik kalkınma veya istihdam programı olarak değerlendirilemeyeceğini; bu uygulamaların asimilasyon, toplumsal kontrol ve ekonomik sömürüyle bağlantılı sistematik bir baskı mekanizması olduğunu ortaya koymaktadır. Rapor, devletleri, uluslararası kuruluşları, şirketleri ve bireyleri bu sistem karşısında sorumluluk almaya ve zorla çalıştırmayla üretilen ürünlerin küresel pazarlara girişini engelleyecek kararlı adımlar atmaya davet etmektedir.

PaylaşXFacebookWhatsAppBağlantıyı Kopyala