Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından yayımlanan “Kadın Raporu 2023”, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da yürüttüğü baskı politikalarının kadınlar üzerindeki etkilerine odaklanan kapsamlı bir insan hakları çalışmasıdır. Rapor, Uygur ve diğer Türk halklarına mensup kadınların yalnızca genel baskı politikalarının mağdurları olmadığını; aynı zamanda kadın kimlikleri, aile içerisindeki rolleri, bedenleri ve kültürel varlıkları üzerinden özel olarak etkilenen bir grup olduğunu ortaya koymaktadır.
Doğu Türkistan’da kadınların karşı karşıya kaldığı ihlaller, toplama kampları ve cezaevlerinden günlük yaşama kadar uzanan geniş bir alanda görülmektedir. Keyfî tutuklama ve özgürlükten mahrum bırakılmanın yanı sıra kamplarda yaşanan fiziksel ve psikolojik kötü muameleler, zorunlu tıbbi müdahaleler ve kadınların temel insan haklarının ihlali, raporun dikkat çektiği temel sorun alanları arasındadır. ETHR’nin çalışmalarında kamp sisteminin kadınlar üzerindeki ağır sonuçları ve mağdur tanıklıkları da bu ihlallerin görünür hâle getirilmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Raporun öne çıkardığı en ciddi meselelerden biri, kadınların üreme haklarına yönelik devlet müdahaleleridir. Doğu Türkistan’daki nüfus politikaları kapsamında zorunlu doğum kontrol yöntemleri, kısırlaştırma ve benzeri uygulamalar, kadınların kendi bedenleri ve gelecekleri üzerinde karar verme haklarına doğrudan müdahale niteliği taşımaktadır. ETHR, bu uygulamaları yalnızca bireysel kadın hakları açısından değil, Uygur toplumunun demografik ve toplumsal geleceği açısından da değerlendirmektedir.
Kadınlara yönelik baskının önemli sonuçlarından biri de aile bütünlüğünün parçalanmasıdır. Annelerin tutuklanması veya kamplara gönderilmesi, çocukların ailelerinden ayrılarak devlet kontrolündeki kurumlara yerleştirilmesi ve aile içerisindeki doğal bağların devlet politikaları tarafından zayıflatılması, kadınların hem bireysel yaşamlarında hem de toplum içerisindeki rollerinde derin sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum, kadınlara yönelik ihlaller ile daha geniş kapsamlı kültürel ve toplumsal dönüşüm politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini göstermektedir.
Doğu Türkistanlı kadınların dini ve kültürel kimlikleri de baskının bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Başörtüsü ve geleneksel kıyafetler gibi dini ve kültürel unsurların sınırlandırılması, kadınların kendi kimliklerini özgür biçimde ifade etmelerini güçleştirmektedir. Böylece kadınlara yönelik politikalar yalnızca fiziksel özgürlüğü veya beden bütünlüğünü değil; din, kültür, aile ve toplumsal aidiyet gibi birbiriyle bağlantılı temel hak alanlarını da etkilemektedir.
Kadın Raporu 2023, Doğu Türkistan’daki insan hakları krizini kadınların deneyimleri üzerinden görünür kılmayı amaçlayan önemli bir çalışma niteliğindedir. Kadınlara yönelik ihlallerin birbirinden bağımsız vakalar olarak değil, daha geniş bir baskı ve toplumsal kontrol mekanizmasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Bu yönüyle rapor, Doğu Türkistanlı kadınların yaşadıklarının belgelenmesine, uluslararası kamuoyunun bilgilendirilmesine ve kadın hakları perspektifinin Doğu Türkistan meselesinde daha güçlü biçimde gündeme taşınmasına katkı sunmaktadır.

